BAHRİYE ÜÇOK VE HİKAYESİ

Bu yazı da sizlere güzel ülkemiz Türkiye'nin aslında hepimizce malum karanlık geçmişinden bahsedeceğim biraz.

GBT UĞUR ÇALIŞKAN TARIH BLOG BAHRIYE ÜÇOK ÇETIN EMEÇ UĞUR MUMCU AHMET TANER KIŞLALI GAFFAR OKAN FAILI MEÇHUL

Özgür Uğur Çalışkan

2021-06-12 6 min read

Herkese yeni bir yazıdan daha merhabalar. Bu yazı da sizlere güzel ülkemiz Türkiye'nin aslında hepimizce malum karanlık geçmişinden bahsedeceğim biraz. Yıl 1980'ler ve 1990'lar. Tabi benim nesil araştırmadıkça bilmez bu tür şeyleri malum artık Tiktokçular her yerde. Ama o zamanlar ki malum darbelermiş onlarmış bunlarmış değil bu yazıda konumuz. Ben bu blog da -her ne kadar bugün biraz yaklaşacak olsak da- siyasete ve politikaya mesafeli yaklaşmayı ilke edindim. Bu yazı da konumuz, bir milletin yitip giden kahraman aydınları olacak ve onlarcasından yalnızca biri olan Bahriye Üçok olacak. Ama sizlere bundan önce 1990 yıllındaki gazetelerden birinin manşet açıklamasını vermek istiyorum:

"Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, İslam uzmanı Prof. Dr. Bahriye Üçok, 6 Ekim 1990'da Ankara'daki evine gönderilen bir kitabın içine yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Üçok, öldürülmeden önce sürekli tehdit alıyordu. Soruşturmanın ilk adımlarında, NATO menşeli olarak açıklanan patlayıcının cinsi, sonradan yapılan açıklamalarda Ortadoğu kökenli örgütlerin kullandığı Çekoslovak malı C-4 olarak değiştirildi."

Peki Prof. Dr. Bahriye Üçok, kim? Bahriye Hanım 1919 yılında Trabzon'da doğup üniversiteyi Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Orta çağ ve Türk-İslam Tarihi alanında ve aynı zamanda yine aynı üniversitenin Devlet Konservatuarı Opera Bölümünde eğitim alan dönemin önü açık kişilerinden biriydi. Ne mi oldu peki? Kendisi görüş olarak Ilımlı İslamcılığı benimsemiş ve Atatürk ilkelerine bağlı biri olarak 11 yıl boyunca liseler öğretmenlik yaptıktan sonra akademisyen olmaya karar vererek üniversitesine dönüyor ve 'İslam'dan Dönenler ve Yalancı Peygamberler' isimli ve İslam Tarihindeki yalancı(sahte) peygamberler ile ilgili kitabı ile doktor unvanını alıyor. Tabi hız kesmeden çalışmalara devam ediyor ve 'İslam Devletlerinde Kadın Hükümdarlar' isimli tezi ile doçent unvanı alarak hızlı yükselişini sürdürüyor. Türkiye'nin ilk kadın akademisyenlerinden olan Bahriye Üçok ne oluyor da katlediliyor?

1. KİMDİR VE NELER OLDU?

BAHRİYE ÜÇOK

2. DİĞER ONLARCASI

Kendisi 1971 yılından itibaren dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın da ricası ile aktif siyasete giriyor. Sırasıyla CHP, Halk Partisi ve SHP'den milletvekili seçilen Bahriye Hanım 1988 yılında çıktığı bir televizyon programında "İslam'da örtünmenin ve oruç tutmanın zorunluluğu yoktur." şeklinde bir demeç verince, İslamcı Hareket adlı bir terör örgütünden tehditler almaya başlıyor. 1990'da parti meclisine seçildikten kısa bir süre sonra ise yukarıdaki gazete manşeti açıklamasında anlatıldığı şekilde evinde katlediliyor. Olayla ilgili sorumluğu günler sonra terör örgütü PKK üstlenmiş ve olayın üzerinden tam 4 yıl geçtikten sonra bir tutuklama gelmiştir. Gülay Calap. Bu kadın olayla ilgili 1994 yılında tutuklanarak 16 yıl hapse mahkûm edilmiştir. Çıktıktan sonra ise o gün ki adı DTP yani Demokratik Toplum Partisi olan partiden milletvekili seçilmiş milletvekilliği sırasında Çanakkale ve İzmir gibi yerlerdeki parti mitinglerinde terörist elebaşı abdullah öcalan ile ilgili olarak kahmanmış gibi bahsetmiştir. DTP yıllar sonra kapatılıyor tabi ancak o gün partinin liderleri olan kişileri bizler bugün HDP'li milletvekilleri olarak biliyoruz. Şimdi sizlerle birkaç manşet açıklaması daha paylaşmak istiyorum:

"Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç, 7 Mart 1990'da İstanbul Suadiye'deki evinden işine gitmek için çıktığı sırada bindiği arabasının içinde şoförü Sinan Ercan'la birlikte öldürüldü. Teröristler, kullandıkları otomobili Bostancı Karakolu'nun yakınına bırakarak kaçtı. Olaydan bir gün sonra Atatürk Havalimanı'nın otoparkında terk edilmiş olarak bulunan açık mavi bir Renault 12 marka otomobilin torpido gözünde Hürriyet'in birinci sayfasındaki Çetin Emeç'in fotoğrafı kırmızı kalemle çizilmiş olarak bulundu."

ÇETİN EMEÇ
UĞUR MUMCU

"Araştırmacı Gazeteci - Yazar Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te Ankara Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu öldürüldü. Suikastın hemen ardından olay yerinde inceleme yapan uzmanlar, hiçbir delil bulamadı. Patlamayla etrafa dağılan ve cımbızla toplanması gereken deliller ise süpürgeyle süpürüldü. "

AHMET TANER KIŞLALI

"Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999 sabahı Ankara'daki evinin önünde bombalı suikasta kurban gitti. Kışlalı, arabasının ön camına konulan poşeti alırken meydana gelen patlamada bir kolunu kaybederek yaşamını yitirdi. Olay yerinde inceleme yapan bomba uzmanları, bombanın el yapımı parça tesirli boru tipli olduğunu ve bubi tuzağıyla arabanın ön camına yerleştirildiğini bildirdi. Olaydan bir gün sonra bomba üzerinde yapılan araştırma sonucu, Kışlalı suikastında kullanılan patlayıcı maddede, C-4'ün hammaddesi olan RDX adlı kimyasal madde bulundu. Kışlalı'nın yaşamını yitirmesine neden olan patlayıcının profesyonel olarak hazırlandığı belirlendi."

GAFFAR OKAN

"Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü görevinde iken 24 Ocak 2001 günü saat 17:40 sıralarında makamından valilik binasına makam aracıyla seyir hâlinde iken, Sezâi Karakoç Bulvarı üzerinde Et Balık Kurumu ile Eflatun Park arasında, kimliği belirsiz kişilerce pusuya düşürülerek açılan ateş sonucu olay yerinde hayatını kaybetti."

Girişte de söylediğim gibi onlarcasından biri ya da bu durumda bazıları. Benim de kaynaklarımdan biri olan bir yazısının başlığını "Kemalist Aydın Kıyımları" şeklinde atarak yayımlayan Cenk Aydın için de durum böyle.

Önceki gün Twitter da açılan bir tag "#YıkılsınKemalizm" şeklindeydi. Geçmişte bu ülkenin aydınlarını yok ederek geleceğe tecavüz edenler hala aramızda. Sözüm kesinlikle politik değil kimden olursa olsun. Bu kokuşmuş düzen halen içimizde. Ve bizler neredeyse yarım asırdır uyuyoruz. Bahriye Üçok o gün aslında verdiği demeç için değil modern anlayış ile İslam'ı uyarladığı için, Türkiye'nin, Suudi Arabistan olmamasını savunduğu için, söylediklerinin altında yatan binlerce anlam için katledildi. Pek çoğu gibi.

Şimdilerde yok mu peki bu bayrağı alan aydınlarımız olacak yarınlara ışık tutacak insanlar var. Ama onlarda söndürülmek üzere. Öldürülmeseler bile. Ilımlı İslam'da Cemil Kılıç var mesela. Twitter linkini verdim burada. Geçtiğimiz salı günü ölüm yıldönümü olan Prof. Dr. Bahriye Üçok'un yolundan gidenler elbette var ya da Gazeteci Uğur Mumcu'nun. Sadece bizlerin desteğine ihtiyacı olan.

Bu yazımında sonuna gelirken okuyan herkesin yoruma kısa bir şeyler yazmasını rica ediyorum. Katledilen aydınlarımızın anısına. Ve tabii ki her zaman ki gibi kaynaklarımı aşağıya belirtiyorum.

Sosyal Medyadan Takip Edin!