KİRLİLİĞİN APAYRI YÖNÜ: BİYOPLASTİK

Önce biyoplastiğin ne olduğunu öğrenerek başlayalım. "Birde mikroplastik nedir?" onu öğrenelim.

GBT UĞUR ÇALIŞKAN BILIM BLOG BIYOPLASTIK MIKROPLASTIK ÇEVRE KIRLILIĞI PLASTIK KIRLILIĞI

Özgür Uğur Çalışkan

2021-06-13 4 min read

1. BİYOPLASTİK NEDİR?

Herkese bir yazıdan daha merhabalar. Bu yazıda sizlerle beraber gıda atıklarından ve evsel atıklardan üretilen ve aynı zamanda güvenli diye gıda paketlenmesinde artık sıkça kullanılmaya başlanan biyoplastiklerden bahsedeceğim. Çoğu konu da olduğu gibi bu konuda da bazı eleştiriler ve araştırmalar paylaşacağım sizlerle.

Önce biyoplastiğin ne olduğunu öğrenerek başlayalım. Bitkisel ve hayvansal yağlardan, samanlardan veya odun talaşından da imal edilebildiği gibi gıda maddelerinin paketlenmesinde kullanılan normal plastiklerin geri dönüştürülmesi kapsamında yapılan ve imal edilen plastiğe oranla biraz daha güvenli bir ürün olarak sunuluyor. Ancak deminde söylediğimiz gibi geneli atık plastiklerin katılmasıyla üretiliyor ve üretimin son kısmında eklenen hammadde yine petrol bazlı plastikler. Yaygınlaşmaya başladı dedik ama ne yazık ki dünyadaki plastik oranının hala %0,2'sini oluşturuyor. Yani 300 milyon ton civarı. Nedeni ise üretiminin plastiğe kıyasla daha zor olması. Ancak ülkelerin artık çevreci politikalar uygulamasıyla beraber kullanımının ve üretiminin arttığını belirtelim.

PLASTİK KİRLİLİĞİ

2. MİKROPLASTİK NEDİR?

"Birde mikroplastik nedir?" onu öğrenelim. Boyutu 5mm'den daha küçük olan plastik parçacıklara mikro plastik diyoruz. Bu kısımda bilinmesi gereken en önemli şeylerden birisi de bu mikro parçacıkların her türlü ortamda bulunabiliyor olması. Hava, su, toprak hiç fark etmiyor. Hatta gıdalarda dahi bulunabiliyor.

Mikroplastik Araştırma Grubu'nun yakın zamanda yaptığı bir çalışmada denizlerde dahi metre küp cinsinden 7 milyon civarında mikro plastik bulunuyor. Denizlerde durum buysa sizleri barajlarımızda durumun ne olduğunu düşünmeye sevk etmek isterim. Geçtiğimiz yıl 2019'da Greenpeace Akdeniz'in Türkiye'deki balık çeşitleri üzerinde yaptığı bir araştırma var. 40 sayfalık makaleyi okumak isteyenler için buraya bırakıyorum. Bu araştırmaya göre denizlerdeki özellikle kefal türünün vücuduna oranla %64,8'inde, barbunun %63'ünde, tekirin %32,8'inde, istavritin %26,7'sinde mikro plastik parçacıklar olduğu ortaya konmuş. Tüm balıkların ise %44,3'ünde mikro plastik varlığına rastlanmış durumda. Biz bu ürünleri yiyoruz bir de öyle düşünün. Ve şimdi baktığınızda aslında plastik ateşte eriyen bir şey ve siz bu gıdaları pişiriyorsunuz. Deniz ürünlerindeki bu kirliliğin sebebi ise her yıl denizlerdeki tek kullanımlık plastik madde kirliliğinin artıyor olması. Düşündüğümüz zaman aslında karadaki kirlilik denizlerdekinden daha fazla ve bu maddeler havada da asılı kalabiliyor. Artık aldığımız nefeste dahi bulunuyorlar diyebiliriz. Kim bilir belki araştırma yapılmasa insan vücudunun da bu şekilde mikro plastikler ile kirlendiğine rastlayabiliriz. Bir de salgın döneminde bu tek kullanımlık plastiklerin kullanımı giderek artıyor. Ancak yanılmıyorsam Japonya'da yapılan bir çalışmada korona virüsün plastik ve kumaşlarda 1 aya yakın bir süre canlı kalabileceğine yönelik bir haber paylaşılmıştı.

ÇEVRE KİRLİLİĞİ

3. BİYOPLASTİK VE MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİ

Peki bu biyoplastiklerin yaygınlaşması, plastiklerin zararı üzerine ne kadar etkili olacak? Aslında etkili olmayacak. Almanya'da bulunan Goethe Enstitüsü ve Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nin beraber yaptığı bir çalışmada özellikle nişasta ve selüloz bazlı bileşenlerden üretilen biyoplastiklerin en az normal plastikler kadar toksik bileşen içerdiğini gösteren sonuçlara ulaşıldı. Çatal, bıçak, kaşık gibi 43 farklı biyoplastik ürünü test ederek bu sonuca varmış Almanya ve Norveç'teki bilim insanları. Yani durum şu o sağlıklı diye aldığımız kalın plastikler veya plastik oranı azaltılmış karma maddeler de plastik oranları az olsa dahi ne yazık ki tehlike arz ediyor.

Ama buradan sonra akla şu soru geliyor. “Plastik olmazsa ne kullanacağız yerine?” Aslında bizim neslimizin bir suçu bu plastik bulunduğundan beri hem üretimi hem maliyetinin uygun olması nedeniyle çok hızlı bir şekilde girdi hayatımıza. Orta çağda veya sonrasındaki zamanlarda ticaret ve insan nüfusu artmaya başladıkça böyle bir şey görülmüş müydü ki? Bizim neslimize kadar insanlar iplik, kumaş vs. malzemelerden istedikleri şeyleri yapıp kullanıyorlardı. Ülkelerin yönetimlerinin plastik kullanımına yavaş yavaş kısıtlama getirmeye başlamasının sebebi de bu. Alternatifler bizim elimizde. Sorun sadece onları kullanıp kullanmayacağımıza karar vermekte.

Şunu belirtmekte fayda görüyorum. Gıdalar açısından şahsen en uygun gördüğüm paketlemede cam ürünler kullanılması. Ancak hangi yapılan çalışmaya bakarsak bakalım her maddenin sağlık açısından veya çevre kirliliği açısından bir falsosunu mutlaka görüyoruz ve de görmeye devam edeceğiz.

Yazımı burada sonlandırırken her zaman ki gibi kaynaklarımı aşağıda paylaşıyorum. Sizlerden de ufak bir rica da bulunuyorum aldığınız ürünlerin sadece içindekiler ve son kullanma tarihine değil her şeyine dikkat edin lütfen. Çünkü ancak bu bilinci oluşturabilirsek sürdürülebilir bir çevre ve gıda politikasının ilk adımını atmış oluruz. Değişime önce kendimizden başlamalıyız.

Sosyal Medyadan Takip Edin!